Entries Tagged as 'Efendimiz (S.A.V)'

Peygamberimizin Anne Babasının Ahiretteki Durumu Sohbeti Dinle


“Ben sadece bir beşerim. Sizler bana yargılanmak üzere geliyorsunuz. Belki sizin biriniz, delilini getirmekte diğerinizden daha becerikli ve daha üstün anlatımlı olabilir. Ben de dinlediğime göre o kimsenin lehinde hüküm veririm. Kimin lehine kardeşinin hakkını alıp hüküm vermişsem, ona cehennemden bir parça ayırmış olurum.”
* Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî

Mevlid kandiliniz Mübarek Olsun

Peygamber Sevgisi Seyret


Peygamber Sevgisi ,efendimiz sevgisi

Peygamberimiz (S.A.V) Güzel Sözleri ve Öğütleri 2 Seyret Video


Haksızlıkla bir makama ulaşan kimse, haddini aşmış sayılır.
Hangi arkadaş daha üstündür? Diye Resulullah(sav)’a sorulunca şöyle buyurdu: “Allah’ı hatırladığında sana yardım eden, Allah’ı unuttuğunda ise sana hatırlatan kimsedir.” Halkın en kötüsü kimlerdir? Diye sorduklarında Resulullah(sav) “Fesada bulaşan âlimlerdir.” buyurdu.
Hasedden kaçının. Çünkü o, ateşin odunu yakıp tükettiği gibi bütün hayırları yer tüketir.
Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter.
Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.
Her kim mescide cemaatle namaz kılmak için gelirse, her gelişi için Allah ona cennette özel bir mükafat hazırlar.
Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır.
Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu da ilimdir.
Herhangi biriniz rüya görmezse üzülmesin. Çünkü ilmin derinliklerine dalan kimse, rüya görme özelliğini kaybeder.
Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.
Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.
Hiçbir Müslüman yoktur ki, Allah’a dua etsin de, Allah duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin: Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir. Duanın karşılığını ahirete erteler. Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir. Bu sözü işitince sahabeler sevinç içinde: Öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler. Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah’ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur.
Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.
Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlattı: Allah Resulü (a.s.) temizleneceği zaman temizlenmeye, taranacağı zaman taranmaya, ayakkabı giyeceği zaman giymeye muhakkak sağdan başlamayı severdi.
Hiçbir mümin diğer bir mümine, onun hidayetni artıran ve onu helak olmaktan koruyan faydalı sözden daha değerli bir hediye vermemiştir.
Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık için savaşan bizden değildir.
Irkçılık üzere ölen de bizden (Müslümanlardan) değildir.
İbn Ömer’in (r.ahm.) rivayet ettiğine göre: Hz. Peygamber (a.s.), kardeşine utanma nasihati vermekte olan bir adamı duyunca “utanmak imandandır” buyurdu.
İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.
İki günü bir olan bizden değildir.
İki sesi Allah sevmez: Musibete uğradığında feryat etmeyi ve nimete kavuştuğunda saz çalmayı.
İlim bir hazinedir; anahtarı sormaktır. Allah size rahmet etsin, sorun; çünkü sormakla dört kimse mükâfat alır: Soran, cevap veren, dinleyen ve onları seven.
İlim öğrenmek erkek-kadın tüm Müslümanlara farzdır.
İlim öğrenmek için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.
İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.
İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illAllah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.
İman, yetmiş küsur şubedir ve utanma imandan bir şubedir” buyurmuştur.
İman ikiye ayrılır; yarısı sabır ve yarısı da şükürdür.
İmanı en üstün olanınız, en güzel ahlaklı olanınızdır.
İnsan oğlu ihtiyarladıkça ondaki iki haslet gençleşir: İhtiras (taman) ve arzu.
İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.
(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.
İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek… İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, onlar arasında dini konusunda(yapılan saldırılara) sabırla karşı koyan, kor parçasını avuçlayan gibi olacak.
İnsanlar babalarından çok zamanlarına benzerler.
İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz.
İnsanlara layık oldukları değeri verin.
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.
İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olanıdır.
İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.
İslâm, güzel ahlâktır.
İslam cemaatinden bir karış da olsa ayrılan, boynundan İslam bağını çözmüş demektir.
İslam’ın dışında bir millet üzerine yemin eden, söylediği gibidir. (Onlardandır)
İslam’ın düğmeleri düğme düğme çözülecek (Şeriatın emirleri tek tek terk edilecek). Her düğme çözüldükçe insanlar onu takip eden düğmeyi çözmeye teşebbüs edecekler. Bu çözülen düğmelerin ilki idari konular, sonuncusu da namazdır.
İşler ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekleyin.
İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.
İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. etmez ise ehli sen olursun.
Kadere iman, Allah’ın birliği (tevhid) inancı ile irtibatlıdır.
Kalbinden tam bir sadakatle Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in de Allah’ın resûlü olduğuna şehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem ateşine haram kılar.
Kardeşini bir günahından dolayı ayıplayan kişi, günahı işlemedikçe ölmez.
Kavimler layık oldukları şekilde yönetilirler.
Kıyamet gününde Allah, kullarından birini çağırır, huzurunda durdurarak malının hesabını sorduğu gibi, makamının da hesabını sorar.
Kıyamete yakın Müslümanlar içinde en az bulunacak şey; helal para ile kendisine güvenilecek arkadaştır.
Kim Allah ile kendisinin arasını düzeltir, güzel yaparsa; Allah da onun, insanlarla arasını düzeltir, güzel yapar. Kim iç dünyasını (kalbini, niyetini) düzeltirse, Allah da onun dışını (davranışlarını) düzeltir
Kim benim sünnetimi diriltirse (ihya eder ve yaşamında tatbik ederse) beni sevmiş olur. Beni seven de benimle beraber cennettedir.
Kim bir hayırlı işi yapmaya yönelirse, onu yapan kadar mükâfat alır.
Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o onlardandır.
Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.
Kim gaza yapmadan ve içinde gaza yapma isteğini konuşturmadan ölürse, münafıklıktan bir çeşit üzere olur.
Kim itaatten bir el kadar ayrılırsa, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna lehinde hiç bir delili olmadığı halde kavuşur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadığı halde ölürse cahiliye ölümüyle olmuş olur.
Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
Kişi arkadaşının dini üzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin. Kişi sevdiği ile beraber(haşrolunacaktır)dir.
Kişi din kardeşine kâfirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine döner.
Kişi malı, hanımı ve çocuğuyla imtihan edilir.
Kendisini fakir gösteren kimse, fakirleşir.
Kim Allah’ı gazaplandırmakla bir güç sahibini(hükümdarı vb) hoşnut ederse, Allah’ın dininden çıkmış olur.
Kim mahlûkun rızasını, Halıkın gazabıyla kazanmaya çalışırsa, Allah-u Teala o mahluku ona musallat eder.
Kişinin dünya ve ahiretine faydası olmayan şeyleri terk etmesi, İslâm’ının güzelliğinden ileri gelir.
Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.
Koşarak yürümek mü’min’in değerini yok eder.
Kötü ahlaklılık, uğursuzluktur.
Kur’an’ın haram kıldığını, helal sayan bir kimse, Kur’an’a inanmamıştır.
Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.
Mazlumun bedduasından sakınınız. o dua ile Allah arasında perde yoktur.
Merhamet etmeyene merhamet edilmez.
Mülk küfr ile yaşar, zulm ile yaşamaz. (Adalet mülkün temelidir.)
Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)
Mü’min, elinden dilinden başka Müslümanların güvende olduğu kişidir.
Mümin kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır
Mümin kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.
Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.
Mü’minin saygınlık ve onuru; Allah’ın kendisine verdiğine kanaat edip, insanlardan bir şey beklememesidir.
Münafıklığın alameti üçtür : konuştuğu zaman yalan söyler, vaat ettiği zaman sözünde durmaz, emanete hıyanet eder.
Müslüman dilinden ve elinden müslümanların güvende olduğu kişidir
Mü’min de insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir.
Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
Müslüman kardeşine sahtekârlık yapan, ona zarar veren ve ona hile yapan bizden değildir.
Müslüman, kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın” buyurmuştur.
Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Nefsim kudretinin elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Ben kendisine babasından ve çocuğundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmiş olmaz.
Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.
Övmek ve övülmekten uzak durun. Çünkü o, kişiyi manen boğazlamaktır.
Ölmeden önce ölünüz.(Ölmünden önce Allah’a ulaşınız.)
Pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Pehlivan, ancak öfke zamanında kendini tutan kimsedir.
Pek çok günahları olan bir kimse dahi olsa, zulme uğrayanın bedduası kabul görür. Fasıklığı kendine…
Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.
Pişmanlık duymak, bir çeşit tövbedir.
Putlara tapmanın dışında, halkla cedelleşmekten men edildiğim kadar hiçbir şeyden men edilmedim.
Rabb olarak Allah’a, din olarak İslam’a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kişi imanın tadını tatmış demektir.
Rabbını gazablandıracak bir meselede sultanı hoşnud eden(etmeye çalışan) Allah’ın dininden çıkmış olur.
Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
Sabırlı ve temkinli davranmak Allah’tan; acele etmek ise şeytandandır.
Sana emanet edilen şeyi iyi sakla, birinin hıyanetine uğradığın zaman hoş gör ve hıyanete hıyanetlikle karşılık verme.
Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma.
Siz iffetli (namuslu) olunuz ki, hanımlarınız da iffetli olsunlar. Anne babanıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler.
Sizden birinizin, arzusu benim getirdiğim (Kur’an’a Şeriat)e uymadıkça kâmil imanla iman etmiş olamaz.
Sizden kim (Şeriata uymayan) bir kötü iş görürse onu eliyle düzeltsin, buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle bügzetsin. Bu sonuncusu ise imanın en zayıf mertebesidir.
Sizden biriniz, (din) kardeşinin aynasıdır. Öyle ise onun üzerinde rahatsız edici bir şey gördüğünde gidersin.
Sizden biriniz mal ve halk (evlat) hususlarında kendisinden üstün olan kimselere baktığında bir de kendisinin üstün olduğu daha aşağı kimselere baksın.
Sizden bir kimse mescide girdiğinde oturmadan önce iki rekât namaz kılsın.
Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.
Sizden her kim, bir hurmanın yarısı ile de olsa kendini ateşten korumaya gücü yeterse bunu yapsın.
Sizin hayırlı olanınız aile efradına hayırlı olanınızdır.
Sonradan özür dilemeyi gerektiren şeyleri yapmaktan kaçınınız.
Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler.
Sözlerin en doğrusu Allah’ın kitabıdır. Hayat tarzlarının en güzeli Muhammed(ş.a.v) in hayat tarzıdır. İşlerin en şerlileri sonradan uyduranlardır. Her sonradan uydurulan şey bid’attır. Her bid’at sapıklıktır ve her sapıklık da Cehennem’dedir.
Şeref, edep iledir. Soy ile değildir.
Şu 6 şeyi devamlı yapacağınıza dair bana söz verin; ben de cennete gireceğinize kefil olayım: Konuştuğunda hep doğru söyleyin. Söz verdiğinizde hep sözünüzde durun. Size güvenildiğinde bu güveni sakın istismar etmeyin. Namusunuzu titizlikle koruyun. Gözlerinizi haramdan sakının. Haramın her türlüsünden çekinin.
Şu dört şey kime verilirse, dört nimetten mahrum kalmaz:
Kendisine mağfiret dilemek (hasleti) verilen, bağışlanmaktan mahrum kalmaz. Şükretmek (hasleti) verilen, nimetin çoğalmasından mahrum olmaz. Tövbe etmek (hasleti) verilen, tövbesinin kabul olunmasından mahrum olmaz Dua etmek (hali) verilen de icabet edilmekten mahrum olmaz.
Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden Kur’an-ı Kerim’i okuyan bir kısım insanlar olacak. Fakat onların okuduğu boğazlarını geçmeyecek. Onlar tıpkı okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar, sonra da tekrar ona dönmeyecekler. O kimseler, insanların ve hayvanların en şerlileri (kötüleri)dir.
Temizlik imanın yarısıdır
Utanmak güzeldir ama kadınlarda olursa daha da güzel olur.
Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.
Ümmetim dinar ve derhemi(parayı, maddi varlıkları) yücelttiği zaman onlardan İslam’ın heybeti kaldırılır. İyilikle emretmeyi terk ettikleri zaman da vahyın bereketinden mahrum kılınırlar.
Ümmetimden bir takım kimseler, ismini değiştirerek şarabı(alkollü içecekleri) içecekler. Bu esnada başkaları ucunda (yanlarında) çalgılar çalınacak ve şarkıcı kadınlar olacak. İşte önün için Allah onları yere batıracak ve aralarından bazılarının şekli maymun’a ve domuz’a çevrilecek.
Üç şeyden dolayı ümmetim için korkuyorum: İhtiraslı olmak, heva-hevese uymak ve sapık önder.
Ümmetinin cemaatinin kimler olduğu hakkında Resulullah(sav)’a soru soran bir kişiye şöyle buyurdu: “Ümmetimin cemaati, az olsalar da hak ehli olanlardır.”
Veren el alan elden hayırlıdır.Çünkü veren el, infak edici, alan el ise isteyici eldir.
Vatan sevgisi imandandır.
Ya öğrenen, ya öğreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunların dışında bir beşincisi olma; helak olursun. Beşincisi işe, ilme ve ilim ehline buğzetmendir.
Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır.
Yıldızlar (denizlerde yolunu kaybedenlerin) boğulmaktan emanda kalmalarına (kurtulmalarına) vesiledir; benim Ehl-i Beyt’im ise ümmetimin ihtilaftan emanda kalmalarına vesiledir. Bu yüzden Arap’tan bir kabile onlarla muhalefet ederse ihtilafa düşer ve şeytanın hizbinde yer alır.
Yiyip şükreden kimse, oruç tutup susan kimseden daha üstündür.
Yönetimlerini bir kadının eline veren toplum hiçbir zaman kurtuluşa eremez.
Yeryüzündeki alimler, gökteki yıldızlar gibidir.
Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.
Zenginlerin davet edilip de fakirlerin çağrılmadığı düğün yemeği, ne kötü bir yemektir!
Zenginlik, servetin çokluğuyla değildir. Gerçek zenginlik ruhun zenginliğidir.
Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Bilakis zenginlik göz tokluğuyladır.
Ali bin Ebu Talib hakkındaki sözleri:
Ben ilim şehriyim Ali ise kapısıdır. İlmi isteyen kimse kapıdan girmelidir.(“İlim şehri” hadisi Sıhah, Sünen ve Müsned kitap yazarlarının mütevatir olarak rivayet ettikleri hadislerden biridir.)
Ben hikmet eviyim Ali ise kapısıdır.
Ali benim ilmimin kapısıdır ve benden sonra uğruna gönderildiğim şeyi beyan eden kimsedir.
Ey Ali sen benden sonra ümmetin ihtilafa düşeceği hususları beyan edecek kimsesin.
Rabbini zikreden kişi ile zikretmeyen kimsenin benzeri diri ile ölü gibidir.
Kişi sevdiğiyle beraberdir.

Peygamberimiz (S.A.V) Güzel Sözleri ve Öğütleri 1 Seyret


Ahir zamanda pek az bulunan şey, güvenilecek kardeş ve helal yoldan kazanılan paradır.
Ali bedenimde baş gibidir.
Alimlere sorun; hekimlerle konuşun ve fakirlerle oturun.
Allah hüzünlü kalbi sever.
Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
Allah(cc)’a iman ettikten sonra en üstün akıl, bir hakkı terk etmeden, halkla geçinebilmektir.
Allah’a isyan olan bir hususta kimseye hiç bir itaat yoktur. İtaat ancak marufta (ser’i ölçüler içerisinde)dir.
Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin.
Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.
Allah’ın kullarından hoşnutluğunun nişanesi, fiyatların düşük, hükümdarın ise adaletli olmasıdır. Allah’ın, onlara gazap etmesinin nişanesi ise, hükümdarın adaletsiz, fiyatların ise yüksek olmasıdır.
Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.
Allah’tan başka yardımcısı bulunmayan çaresiz birine zulmedene Allah, şiddetle azap eder.
Akıllı kişi nefsine hâkim olup ölümden sonrası için iş yapandır. Açız(akılsız) kişi ise nefsini arzularına tabi kılıp sonrada Allah’a karşı Temennide bulunandır.
Amellerin en hayırlısı sevdiğini Allah için sevmek buğzettiğine de Allah için buğzetmektir.
Arzusu ve hedefi Allah’tan başka şey olarak sabahlayan Allah(ın kulların)dan değildir. Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen de onlardan değildir.
Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.
Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayınız.
Bildiği ile amel eden kişiye Allah bilmediği ilimlerin bilgisine varis kılar.
Bilgisizler içinde bir bilgili, ölüler içinde bir diridir.
Bana benzemekten en çok uzak olanınız, cimri, ağzı bozuk ve çirkin söz söyleyen kimsedir.
Başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. o zaman başkalarının kusurlarıyla alakadar olmaya hakkın olmadığını hatırlarsın.
Bela insanın diline bağlıdır. bir kimse bir şeyi “yapmam” dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.
Benim Ehl-i Beyt’imi kendi aranızda, vücuttaki baş ve baştaki iki göz gibi kabul edin. (Tabiatıyla) Baş, gözler olmadan yolunu bulamaz.
Bilin ki, ümmetimin en kötüleri, kötülüklerinin korkusundan dolayı saygı gösterilen kimselerdir. Şerrinden korkularak saygı gösterilen kimse benden değildir.
Bir anlık tefekkür, bin yıl nafile ibadetten hayırlıdır.
Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi miras bırakamaz.
Bir gün birisiyle dost olduğunuzda, yarın onun bir düşman olabileceğini unutmayın.
Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyilikleridir.
Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.
Bir saat sonra kıyamet kopacak olsa, elinize bir fidan almışsanız yine de onu dikiniz.
Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.
Biriniz elinde bir fidan olduğu sırada kıyamet kopacak olsa, onu dikmeye gücü yeterse, diksin.
Birinizin yamalı bir elbise giymesi, kendisine güven duyulan bir görünüm vererek bedelini ödeyemeyeceği bir elbise alıp giymesinden daha iyidir.
Bizi aldatan bizden değildir.
Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.
Cennet (nefse ağır geldiği için) hoşlanılmayan şeylerle, cehennem de şehvete hitap eden şeylerle kuşatılmıştır.
Cihad, kıyamet gününe kadar geçerli bir emirdir.
Cihadın en faziletlisi zalim sultan katında hakkı söylemektir.
Cennet annelerin ayakları altındadır.
“Daha vakti var, ilerde yaparım” demek, şeytanın mü’minlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.
Dostlukta da düşmanlıkta da aşırıya kaçmayın.
Dua da bir ibadettir.
Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.
Ekmeğe saygı gösterin. Çünkü Allah onu değerli kılmıştır. Kim ekmeğe değer verirse, Allah da ona değer verir.
Eller üç kısımdır: Alan el, veren el ve tutan el. Bunların en iyisi ise veren eldir.
Emirleriniz hayırlılarınız, zenginleriniz hoşgörülüleriniz, işleriniz aranızda danışmayla olduğunda yerin üstü sizin için yerin altından daha hayırlıdır. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, işleriniz kadınlarınızın elinde olduğunda yerin altı sizin için yerin üstünden daha hayırlıdır.
En büyük düşmanın, iki kaburga kemiğinin arasında olan düşmandır.
En hayırlı (evli) erkek, eşine en iyi davranandır.
En hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.
En üstün ibadet, sıkıntı anında sabırla kurtulmayı beklemektir.
Erdemin en büyüğü, seninle ilişkilerini kesene iyilik etmen, senden esirgeyene vermen, sana kötülük edeni bağışlayıp, dost elini uzatmandır.
Erkek hanımına, hanım da beyine sevgiyle baktıklarında, Cenab-ı Hak ta onlara rahmetle bakar. Şayet erkek, hanımının ellerini ellerine alırsa, her ikisinin de, günahları parmaklarının arasından dökülür gider.
Evlat kokusu cennet kokusudur.
Fitne döneminde ibadete sarılmak, bana hicret etmek gibidir.
Fuhuş yeryüzünde yaygınlaşınca yer sarsıntıları (depremler) olur. İdareciler halka zulüm ve haksızlık yaptıklarında yağmurlar kesilir (Kuraklık ve kıtlık başlar). İslam toplumunda yaşayan gayr-ı müslimlere verilen sözler (taahhütler) yerine getirilmediğinde de düşman, Müslümanlara galip gelir.
Gerçek Müslüman, odur ki Müslümanlar kendisinin elinden ve dilinden emindir.Gerçek muhacir ise Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir.
Görmediği halde, vaat edilen cennet için, peşin olan şehveti terk eden kimseye ne mutlu.
Güler yüzlülük kini giderir.
Güzel ahlak, dostluğu sağlamlaştırır.
Güzel söz sadakadır.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Peygamber Duları Dinle


Yemekten önce ve sonra dua etmek Peygamberimiz’in bir sünnetidir, hiç ihmal etmediği güzel bir âdetidir. Çünkü dua nimetin Allah’tan geldiğini bilmektir ve Allah’a şükretmektir.
Peygamberimiz bir şey yiyip içmeden önce besmele okumuş, sonunda da Allah’a hamdetmiştir. Bu sünneti, yanında 10 sene hizmet eden Hz. Enes’ten duyduğumuz gibi, birlikte yemek yediği sahabilerden de öğreniyoruz.
Bu konudaki hadisleri okuduğumuzda Peygamberimiz’in uygulamasını öğrenmiş oluruz.
“Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şayet yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutursa, hatırladığı anda ‘Baştan sona bismillah’ desin”
“Muhakkak ki Allah, kulun bir şey yiyip hamdetmesinden veya bir şey içip hamdetmesinden razı olur”
Peygamberimiz yemekten önce dua ettiği gibi, yemek yedikten sonra da dua ederdi.
Peygamberimiz’e bir yemek takdim edildiğinde şu duayı okurdu:
“Allah’ım! Bize rızık olarak verdiğin şeylerde bereket ver, bizi ateşin azabından muhafaza eyle, Bismillah (Allah’ın ismiyle başlıyorum.)”
**
Peygamberimiz’in yemek yedikten sonra sofradan kalkmadan önce okuduğu birçok dua vardır. Bu duaları şu şekilde bir araya getirebiliriz:
“Bize yedirip içiren ve bizi Müslümanlar’dan kılan Allah’a hamdolsun.
“Bana bu yiyeceği yediren ve tarafımdan hiçbir güç ve kuvvet olmadan bunu bana rızık olarak veren Allah’a hamdolsun.
“Allah’ım! Bize bu yediğimiz yemek sebebiyle bereket ver, hakkımızda bu yemeği mübarek kıl Bize bu yemekten daha hayırlı olanını yedir
“Allah’ım! Biz senden nimetin tamamını, kusursuz ümmeti ve ayetin devamını istiyoruz
“Ya Rabbi, Sana gösterişten uzak, ardı arkası kesilmeyen bir hamdle hamdederim. Senin katında kabul görmemiş ve kendisinden yüz çevrilmiş bir hamdle değil Rabbimiz.”
“Allah’ım! Yedirdin, içirdin, müstağni kıldın, kimseye muhtaç etmedin, hidayet verdin, ihsan ettin, verdiğin bütün nimetlere karşılık Sana hamdolsun.
“Öyle bir Allah’a hamdolsun ki, bize ikram etti, bize hidayet verdi, sizi doyurdu, bize içirip kandırdı ve her türlü nimeti bize ihsan etti.
“Allah’ım! Bu yemekte bize bereket ver ve bizi bundan daha hayırlısı ile doyur.”
***
Peygamberimiz kendisini yemeğe davet eden ev sahibine ve hane halkına da şöyle dualar ederdi:
“Yanınızda oruçlular iftar etsin, yemeğinizden iyi kimseler yesin, sizin için melekler istiğfar etsin
“Allah’ım! Bunlara rızık olarak verdiğin şeylerde bereket ihsan et. Bunların günahlarını bağışla ve kendilerine merhamet et.”
Peygamberimiz kendisine süt ikram eden bir gence de şöyle dua etti:
“Allah’ım! Onu gençliği üzere yaşat.” Bu duanın bereketiyle o kişi saçına ak düşmeden 80 sene yaşadı.
Yine kendisine bir kâse su getiren bir başka gence de, “Allah’ım! Bunun güzelliğini devam ettir” diye dua etti. Bu genç de, 93 sene yaşadı, saçı ve sakalı siyah olarak kaldı.
Son olarak yapılan her duada elleri açmanın sünnet olduğunu da belirtelim.
(Hadisler için kaynak. İmam Nevevî. El-Ezkâr)

Peygamber Efendimizin ilk Hutbesi Dinle


Peygamberimizin Ilk Hutbesi - ilahi dinle
Bir cuma günü Medine yolunda
Bir çift güvercin ve örümcek ağı… Ölümle arasında bu ikisinden başka bir şey olmayan, düşmanlarıyla burun buruna geldiğinde arkadaşına “Korkma, Allah bizimle beraberdir”, diyerek moral veren Sevgili Peygamberimiz, çölün çile dolu yollarında Süraka’nın tehditlerine, yolun güçlüklerine boyun eğmeden 24 Eylül 622 tarihinde ashabının sevinç gösterileri altında Kuba kasabasına girdi.
Kuba kasabasında dört gün kalan Hz. Muhammed (sav) burada İslam’ın ilk mescidini, takva üzerine bina edilmiş olan Kuba Mescidi’ni inşa etti. Cuma günü olduğunda ise Medine’ye doğru yola çıktı.
Ashab-ı Kiram kılıçlarını kuşanmış Peygamberimizle birlikte ilerliyor, Medine’ye giden yolun sağında solunda toplanan insanlar Allah Celle’nin son Peygamberine selam veriyor, O’na olan sevgilerini göstermeye, hasretlerini gidermeye çabalıyorlardı. Ranuna vadisine geldiklerinde öğle vakti olmuştu.
Yarım hurma ile dahi olsa…
Peygamber Efendimiz Aleyhisselam, Salim bin Avfoğullarının oturduğu bu vadide ilk Cuma namazını kıldırdı. Rasul-i Ekrem bu ilk Cuma namazının hutbesinde şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Sağlığınızda ahiret için hazırlık yapınız. Biliniz ki kıyamet gününde herkes yaptığından hesaba çekilecektir. Sizlerden her biri çobansız bırakacağı koyunundan sorumlu tutulacak. Sonra Rabbi ona tercümansız ve aracısız olarak şöyle diyecek:
‘Sana Resulüm gelip de emirlerimi tebliğ etmedi mi? Ben sana mal mülk verdim, pek çok iyiliklerde bulundum. Ya sen kendin için ahiret azığı olarak ne getirdin? Bu soruyla karşılaşan şahıs sağına soluna bakacak ancak hiçbir şey göremeyecek. Önüne baktığında ise cehennemi görecek. Öyleyse yarım hurma ile dahi olsa cehennemden korunmaya çalışınız, onu da bulamayan güzel bir sözle kendisini kurtarmaya baksın. Zira bir hayır için on katından yedi yüz katına kadar sevap verilir. Allahın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.’
Sözlerin en güzeli
Allah Resulü bu ilk hutbesini bitirdikten sonra yeniden kalktı ve ikinci hutbesini okudu:
“Allah’a hamd olsun. O’na hamd eder ve O’ndan yardım dilerim. Nefislerimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız. Allah’ın doğru yolu gösterdiği, hidayet ettiği kişiyi kimse saptıramaz. Saptırdığını da kimse doğru yola iletemez. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. O tekdir, O’nun eşi ve benzeri yoktur. Sözlerin en güzeli Allah’ın kitabıdır. Allah Celle kimin kalbini Kur’an’la süslerse onu kâfir iken İslam’a sokar. O kimse de Kur’an’ı başka sözlerden üstün kılarsa kurtulur.
Allah’ı bütün kalbinizle seviniz
İyi bilin ki, Allah’ın kitabı sözlerin en güzeli ve en üstünüdür. Allah’ın sevdiğini seviniz! Allah’ı, bütün kalbinizle seviniz! Allah’ın kelamından ve onu okumaktan usanmayınız. Allah’ın kelamından kalbinize bir karartı gelmesin.
Çünkü Allah’ın kelamı, Allah’ın yarattığı her şeyin en üstününü ayırıp seçer, amellerin hayırlısını ve kullarının seçkini olan peygamberleri ve onların kıssalarını anlatır. Helali ve haramı bildirir. Siz sadece Allah’a ibadet ediniz ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayınız. O’ndan hakkıyla sakınınız.
Sözleriniz, Allah’a yönelmiş güzel sözler olsun ve aranızda Allah’ın kelamı ile sevişiniz. İyi biliniz ki, Allah, ahdini bozanlara, sözünde durmayanlara gazap eder. Allah’ın selamı üzerinize olsun.”
Peygamebirimiz Hz. Muhammed, Cuma namazını kıldırdıktan sonra Hakk’ın hâkim olduğu yeni bir dünya kurmak amacıyla Medine’ye doğru hareket etti.

Hz.Peygamber’den Ermenilere Mektup

Türkiye-Ermeni ilişkilerinin konuşulduğu bugünlerde Hz. Peygamberin Anadolu’daki Ermenilere gönderdiği vesikası timeturk ziyaretçilerinin istifadesine sunuyoruz. Erzurum Üniversitesi, İslamî İlimler Fakültesi Kütüphanesinin İslam Tarihi bölümünde bulunan Arapça belge Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma tarafından bulundu ve Hindistanlı ünlü alim Muhammed Hamidullah tarafından “El-Vesâiku’s Siyâsiyye” kitabında yayımlandı. Vesikanın üstüne daha sonra Osmanlı döneminde, Âmid (Diyarbakır) şehri yargıcı Molla Çelebi diye tanınan Muhammed bin Ali ile Ruha (Urfa) yargıcı Nakî Fazlızâde’nin mühürleri basılmıştır.
İşte o tarihi vesika;
Esirgeyen bağışlayan Allah adıyla
Allah bize bereketlerinden bolca versin. Bu, mübarek bir yazıdır. Allah’ın emriyle, bizimle zimmet akdi yapmalarından ve İslam’ın koruması altına girdikten sonra Ermenilerden bir grubun talebi üzerine yazılmasına izin verdim: Allah, İslam’ın adını yüce kılsın. Bütün ehli milleti İslamı (müslümanları), bunun gereğine göre hareket etmeye, mantık ve medlulüne (sözüne ve özüne) bağlanmaya mecbur ettim. Bu, dindaşım müslümanların, kendilerine Allah’ın ahdini, misakını ve zimmetini, peygamberlerinin, elçilerinin, seçtiklerinin, önceki ve sonraki müslümanlar arasındaki velilerin zimmetini istemelerinden hemen sonra olmuştur. Benim bu zimmetimi ve misakımı, Allah, peygamberlerden ve mukarrebûn meleklerden itaat konusunda almıştır.
Allah’ın ahdine vefa, sınırlarda ve bölgelerinde kıyamet gününe dek, doğu ve batının her yöresinde yanımdaki yardımcılarım ve taraftarlarımla, ister uzakta, isterse yakında olsunlar, ister barış yoluyla, isterse savaş sonucunda itaat etsinler, nerede olurlarsa olsunlar onları korumam, güvenliğini sağlamam, kendilerine, kiliselerine, manastırlarına, ruhbanlık merkezlerine, ister dağda, vadide ve mağarada, isterse yerleşim yerinde ve ovada olsunlar ibadet ve taat merkezlerine gelecek zararları önlemem, ister karada ve denizde, isterse batıda ve doğuda olsunlar dinlerini ve mülklerini, kendimi, yakın çevremi ve dindaşım mü’min ve müslümanları koruduğum biçimde korumam, onlardan her türlü eziyet ve kötülüğü gidermem, benim ve benimle birlikte İslam yurdunu savunanların yanlarında yer almaları gayesiyle başlarına kötülük gelmemesi için koruma ve gözetleme görevinin gereği olarak her türlü düşmana karşı savunarak arkalarında olmam sonucunda gerçekleşir.
Aynca, ahid ehlinin harâc türünden yüklendikleri ölüm derecesindeki ezayı onlardan uzaklaştırmalıyım; ancak hiçbir baskı ve zorlama olmaksızın gönüllü olarak vermeleri hariç. İslam’a zorlanmazlar. Hiçbir piskopos görevinden alınmaz, Hıristiyan biri dininden vazgeçirilmez, rahip ruhbanlıktan, gezgin gezisinden alıkonmaz. Eski kiliselerinden hiçbiri yıkılmaz. Ne kiliseleri, ne de evleri cami veya Müslümanların evine döndürülmez. Ruhbanlık ve piskoposluk engellenmez, yün giymek ve satış yapa geldikleri yerlerde at pazarı kurmaları yasaklanmaz. Müslümanlara yardım ve beytülmale (devlete) destek olarak verilen cizyeleri, her yıl için dört dirhem ve bir Herat işi giysinin üzerine çıkarılmaz. Giysi vermeleri kolay değilse, bedelini vermeye zorlanmazlar, ancak gönüllüce verebilirler. Karada ve denizde, mücevher çıkarmak için dalış yapan, altın ve gümüş ticareti yapanlar gibi büyük ticaret yapan kişilerden bile olsalar, mukim olan her birinin ödeyeceği bütün cizye budur. Yolculara ve yeri bilinmeyenlere, elinde miras olması dışında hiçbir şey gerekmez, bu durumda benzerinin ödediğini öder. Karada ve denizde kimseye elkonmaz, zulüm yapılmaz, haksızlığa uğratılmaz.
Müslümanlarla birlikte savaşa çıkmaya ve keşif gücü olarak düşmanla karşılaşmaya zorlanmazlar. Çünkü onların savaşma yükümlülüğü yoktur. İslam’ın korumasında olmaları için onlara zimmet verilmiştir. Ancak gönüllü olarak savaşa katılabilirler. Onlara ancak en iyi şekilde davranılır, rahmet kanatlan gerilir, her zaman ve her yerde eza ve kötülük görmeleri engellenir, bir zalim onlara zulmederse, Müslümanlar onlara yardımcı olmak zorundadır. Başlarına bir iş gelir veya hatta cinayet olursa, bu fiille düşmanları arasına sulh (barış) yoluyla girilir. Sulh, kuralların temelidir. Yardımsız bırakılmazlar, reddedilmezler ve ihmal edilmezler.
Onlar, Müslümanlarla aynı hak ve yükümlülüklere sahiptir. Nikâh yapmaya zorlanmazlar. Onlardan hiçbir aile, kızını bir müslümanla evlendirmeye zorlanamaz. Nişan yapmak istemezler ve evlendirmeye karşı çıkarlarsa, bu konuda zarara uğratılmazlar. Çünkü bu, ancak onların gönül hoşluğuyla ve rızasıyla olur. Bir Hıristiyan kadın Müslüman erkekle evliyse, Allah onu doğruya erdirinceye kadar dini konusundaki arzularını yerine getirmekte rızasına uygun davranmalıdır, onu Müslüman olmaya zorlayamaz. Ona İslam’ın güzelliğini, diğerinin kötülüğünü anlatır. Allah katında din, İslamdır.
Kilise ve manastırlarının saygınlığı ve dini çıkarları için harcama yapmaya ihtiyaç duyarlarsa, zimmetlerine borç olarak yüklenmez, bilakis İslam toplumundan onlara bir ihsan ve lütuf olarak beytülmalden yardım edilir. Onlardan biri, Müslümanlara düşman olduğu halde, Müslümanlar arasında duramaz. Kendilerine düşman olarak, Müslümanların arasında bulunması ise engellenemez. Kim bunlardan bir şeyde sınırı aşarsa, Allah’ın elçisi Muhammed’in (s.a.) onlarla yaptığı andlaşmaya aykırı davranmış olur.
Dinleri konusunda onlara zimmetlerinde bazı şartlar belirlemiştir: Bu şartlara bağlılık ve onlara belirlediklerine vefa göstermek. Buna göre onlardan biri, gizli ve açıkta müslümanlardan biri aleyhine düşman (ehli harb) birine casusluk yapamaz. Onların evlerinde ve ibadethanelerinde, müslümanların düşmanı oturamaz. Silah vermek suretiyle, düşmandan birine Müslümanlar aleyhine yardım edemez. Kalelerinde onlara bir mal emanet edilmez. (?) Ancak evleri yakın olursa, bununla kendilerini savunurlar ve canlarını korurlar.
Müslümanlardan hiç kimse onları gece ve gündüz kitaplarını okumaktan alıkoyamaz. Yedikleri azığı sağlamaları engellenemez. Kendisi ve ailesi için bir yıllık azık biriktirmeleri (saklamaları) da engellenemez. Onlardan biri mazlum olarak, Müslümanlardan biri yanında saklanmaya ihtiyaç duyarsa, Müslümanlar bu konuda ona yardımcı olmalıdır, umduğunda onu düş kırıklığına uğratmamalıdır.

Müslümanlardan biri, onların gizlerini öğrenirse, onlara eziyet veren her türlü kötülükten, uğradıkları veya başlarına gelen zarardan koruma ve gözetme sözü verilmiş olanları için gizlemek ve saklamak zorundadır. Ruhban ve piskoposlardan hiçbiri ve diğer müminler, dinlerini öğretmekle meşgul oldukları sürece, haraç vergisi ödemekle yükümlü tutulmaz. Hiç kimseye gücünün üstünde yüklenmez. (Allah, herkese gücüne göre yükler). Bu yazı, kıyamete ve dünyanın sonuna dek, uyulacak ve bağlanacak bir belge olmalıdır. Taraflardan hangisi bu şartlardan birini çiğnerse, Allah’a, elçisine ve Müslüman topluma aykırı davranmış olur.
Bu andlaşma, sahabenin (r. anhüm) huzurunda yazıldı. Tanıklar şunlardır: Ebu Bekir es-Sıddîk, Ömer bin el-Hattab, Osman bin Affan, Ali bin Ebî Talib, Muaviye bin Süfyan, Ebu’d-Derdâ, Ebu Zer, Ebu Hureyre, Abdullah bin Şem’un, Abdullah bin Abbas, Hamza bin Abdilmut-talib, Ebu’1-Fadl Abbas, Talha, Sa’d bin Hâd, Sa’d bin Iyâd, Abdullah bin Şem’un, Sabit bin Kays, Zeyd bin Sabit, Zeyd bin Erkam, Üsâme bin Zeyd, Osman bin Maz’un, Ebu’d-Dâliye, Abdullah bin Amr bin el-Âs, Ammâr bin Yâsir, Ensel bin Malik, Mes’ud bin Ebî Talib.

Bu mektubun yer aldığı eser

Efendimiz’in Her Sabah Okuduğu Dua Dinle Video

İşte Peygamber Efendimiz'in her sabah evden çıkarken okuduğu ve sahabe efendilerimize okumasını tavsiye ettiği o duayı içinde barındıran hadis-i şerif:
Bir insan sabah evinden çıkarken şöyle dua ederse:
“Bismillâh, tevekkeltü alallâh, lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” bu durumda ona şöyle denir:
Sen hidayet üzeresin, bu dua sana kafidir ve sen korunacaksın. Şeytanlar da ondan uzaklaşır. Ebu Davud

sesli görüntülü hadisler

hayatı aydınlatan söler,islami videolar,islami video izle,dini videolar,islami hayat

web siteleri