Entries Tagged as ''

kelîme 2

cebinden -ki hırslarını dertop edip koymuştu bir kenara- o meş’um kelimeyi çıkardı. sivriydi. aymazdı. uğursuzdu. acıdan başka bir şey vermiyordu kelime ona.

sevgilinin sırtından akan kanla duvara ismini yazmak gibi az biraz sadist pek fazla mazoşist bir düşünce geçti aklından.

sonra yine o kocaman düğmeli kocaman cepli paltosunun içine soktu kelimeyi.

kadın arkasını döndü ve sordu. sorarken mi döndüğünün , yoksa döndükten sonra mı sorduğunun farkında olmayacak bir hızla dönmüştü. neyse ki adam çoktan koymuştu o meş’um, o aymaz, o sivri, o uğursuz kelîmeyi cebine.

-biraz daha meyvesuyu?
-hâyır.
-solgun görünüyorsun.
-iyiyim.
-hâyır değilsin.
-evet değilim. peki sen niye bu kadar iyisin?
-?!

kelîme

Kafede oturuyordu kadın. Cüzdanından çıkardı kelîmeyi. Bu kadar bozuk kelîme biriktiğinin farkına varamazdı zaten bu kafeye gelene kadar. Kırmızı koltukları olan bu kafede son romanının kurgusunu bitirmiş, bir tabak taze minik ekler yemiş iki kahve devirmişti.Kırmızı koltuklu kafe, -ki karşıdaki postanenin numaratiğinin önünde “ne olur hemen sıradaki numarayı bana ver diyen gözlerle pek bir ağlamaklı bakan kırmızı paltolu bir kadın duruyordu- aynı rutinindeydi.
Yeşil çimenlerin üzerine rengârenk celberâlar olan pasta ve kahve takımıyla dinginlik veriyordu kadına.
Bir gece rüyasında -rüya mı kabus mu demeliydi gördüğü resimler devinimine bilemedi- şu kırmızı koltukların hepsinin ama hepsinin simsiyah olduğunu görüyordu.
Ve kapıya en uzak mesafede favorisi olan o koltuğa, gitmeden önce son konuşmalarını yaptıkları o koltuğa çakılı kara bir kedi görüyordu. Kedi de koltuklar gibi simsiyahtı. Gözlerinin yeşilliğine inad. Siyah. Simsiyah.
Gitmeden önce yapılan son konuşma, her gitmedenönceyapılansonkonuşma’da yapıldığı gibi bambaşka şeylerden bahsedilmişti. Kierkegaard’ın adı anılmış, Heiddeger’e selam yollanmış ve kaçıncı kahveden sonra olduğu bilinmez eğitimden, kendi yollarına gitmekten, kaderden bahsediliyordu.Tüm bunlar konuşulurken Kader, ikisinin tarafından da ihalenin kendisine kalmasından hoşnut değil şekilde garsonu azarlıyordu. İddiasına göre bu istediği ikinci kremasız kahveydi. Ama garson ısrarla istiğinin aksini yapıyordu. Bir taraftan da babaannesini düşünmeye başladı. İsmini aldığı babaannesini. İsmi yasemin olsaydı daha şık olmaz mıydı sanki?

Kadın bozuk kelimeleri çıkardı cüzdanından. Kitaplarını,haplarını,kurguyu yazdığı harita metod defterini aldı ve kalktı. Kalkarken ayağının sehpaya çarpmamasına şaştı. Bunu bir alâmet saydı. Adisyonu unuttuğunu farketti. Geri döndü. Ayağını sehpaya çarptı. Kelimeleri bir bir saydı. Hesabı ödedi. Fazla kelimeleri bahşiş kutusuna attı. Çıktı.

Havayı kokladı. Saatine baktı. Kendine bile farkettirmemeye çalışarak onun dönüşüne kaç gün kaldığını hesapladı.

web siteleri