çantacı necmi harika sohbet

çantacı necmi abi,çantacı necmi nüktedan sohbet,risale sohbetleri izle,sohbet dinle,islami sohbet dinle,dini sohbet izle,güzel sohbetler izle,harika sohbetler dinle,gerçek sohbetler,video izle,islami video izle

video - izlesene çantacı necmi abi arabesk müzik | izlesene.com

Ahmet Mahmut Ünlü Faiz Sohbeti Dinle


Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulmetmez.
Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar.
- Yunus 44
İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ribâyı (fâizi) yiyene de, yedirene de lânet etti.”
Müslim, Müsâkât 25, (1579); Ebu Dâvud, Büyû 4, (3333); Tirmizî, Büyû 2, (1206); İbnu Mâce, Ticârât 58, (2277).
Ebu Dâvud ve Tirmizî’nin rivayetlerinde şu ziyade vardır: “(Fâiz muâmelesine) şâhitlik edenlere de bu muâmeleyi yazana da…”
- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İnsanlar öyle bir devre ulaşacak ki, o zamanda ribâ yemeyen kalmayacak. Öyle ki, (doğrudan) yemeyene buharı ulaşacak.”
Bir rivayette “…tozu ulaşacak” denir.
Ebu Dâvud, Büyû 3, (3331); Nesâî, Büyû 2, (7, 243); İbnu Mâce, Ticârât 58, (2278).
- Amr İbnu’l-Ahvas (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’i Veda Haccı sırasında dinledim, şöyle diyordu: “Haberiniz olsun, câhiliye devrindeki bütün ribâlar kaldırılmıştır, ödenmeyecektir. Sadece verdiğiniz ana parayı alacaksınız. Böylece ne zulmetmiş olacaksınız ne de zulme uğramış olacaksınız. Haberiniz olsu cahiliye devrindeki bütün kan dâvaları kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan dâvası da el-Hâris İbnu Abdilmuttalib’in kan dâvasıdır. Bu kimse, Benû Leys’te süt anadaydı. Hüzeyl onu öldürmüştü. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): Yârabbi tebliğ ettim mi? dedi. Cemaat: Evet tebliğ ettin dediler ve üç kere tekrarladılar. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): Yârabbi Şahid ol! dedi ve üç kere tekrar etti.”
Ebu Dâvud, Büyû 5, (3334).
Hattâbî der ki: “Ebu Dâvud, hadisi şu şekilde, yani “Haris İbnu Abdilmuttalib’in kan dâvası…” diye rivayet etmiştir. Halbuki diğer kitaplarda: Rebî’a İbnu’l-Haris İbni Abdilmuttalib’in kan dâvası şeklinde rivayet edilmiştir.
- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Mirac gecesi, bir kavme uğradım ki, karınları evler gibi iri idi. Bu karınların içi yılanlarla dolu idi ve yılanlar dışardan gözüküyorlardı. Ben: “Ey Cibril bunlar kimlerdir?”diye sordum. “Bunlar faiz yiyenler!” dedi.”
- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Faiz yetrniş çeşit günaha sebeptir. En hafifi kişinin anasıyla zina yapması gibidir.”
- Abdullah (İbnu Mes’ud) radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Faiz yetmişüç kapı (çeşit)dir: ‘
????: Büyükçöplük Sanal Dünya http://www.buyukcopluk.com/islami-konular-genel/26873-faizle-ilgili-hadisler.html
- Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “En son inen ayet, faizle ilgili olan ayettir. Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm onu bize açıklamadan vefat etti. Öyleyse faizi de faiz şüphesi olan muameleyi de bırakın.”
- Süleyman İbnu Yesar (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) Mervân İbnu’l-Hakem’e:
-Sen faiz ticaretini helâl kıldın dedi. Mervan:
-Ne yapmışım? diye sordu. Ebu Hüreyre tekrar:
-Sen sened satışını helâl addetmişsin. Halbuki Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), tam olarak kabzedilmezden önce yiyecek satışını yasakladı, dedi. Râvi der ki: “Bu konuşma üzerine Mervan halka hitap ederek sened satışını yasakladı.” Süleyman ilâve etti: “Ben muhafızların bu senedleri, halkın elinden topladıklarını gördüm.”
Müslim, Büyû 40 (1528).
- İbnu Abbâs (radıyallahu anh)’ın naklettiğine göre Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: “Ödemenin, karnındakinin doğumuna tehiri riba (faiz)dır.”
Nesâî, Büyû 67, (7, 293).
- Ebu Cuheyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kan mukabilinde alınan semenden, köpek semeninden, fuhuş kazancından men etti. Dövme yapanı, dövme yaptıranı, faiz yiyeni, faiz yedireni ve musavvirleri lanetledi.”
Buhari, Büyü’ 113, 25, Talâk, Libas 86, 96; Ebu Davud, Büyü’ 65, (3483).
- Ubeyd İbnu Umeyr babası radıyallahu anh’tan anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir adam kebâirden sormuştu, şöyle cevap verdiler:
“Onlar dokuzdur!” buyurdular ve saydılar: “Şirk, sihir, insan öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, namuslu kadınlara iftirada bulunmak, anne ve babaya haksızlık, kıbleniz olan Beytu’l-Haram (da masiyet işlemey)i sağlığınız veya ölümünüzde helal addetmek.”
Ebu Dâvud, Vesâya 10, (2875); Nesâi, Tahrim 3, (7, 89).
- Semüre İbnu Cündeb (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sık sık: “Sizden bir rüya gören yok mu?” diye sorardı. Görenler de, O’na Allah’ın dilediği kadar anlatırlardı. Bir sabah bize yine sordu:
” Sizden bir rüya gören yok mu ?”
Kendisine:
“- Bizden kimse bir Şey görmedi!” dediler. Bunun üzerine:
” Ama ben gördüm” dedi ve anlattı: “Bu gece bana iki kişi geldi.
Beni alıp haydi yürü! dediler. Yürüdüm. Yatan bir adamın yanına geldik. Yanıda biri, elinde bir kaya olduğu halde başucunda duruyordu. Bazan bu kayayı başına indirip onunla başını yarıyordu, taş da sağa sola yuvarlanıp gidiyordu. Adam taşı takip ediyor ve tekrar alıyordu. Ama, başı eskisi gibi iyileşinceye kadar vurmuyordu. İyileştikten sonra tekrar indiriyor, önceki yaptıklarını aynen yeniliyordu. Beni getirenlere:
- Sübhânallah ! nedir bu ? dedim. Dinlemeyip:
- Yürü! Yürü!
dediler. Yürüdük, sırtüstü uzanmış birinin yanına geldik. Bunun da yanında, elinde demir kancalar bulunan biri duruyordu. Adamın bir yüzüne gelip, çengeli takıp yüzünün yarısını ensesine kadar soyuyordu. Burnu, gözü enseye kadar soyuluyordu. Sonra öbür tarafına geçip, aynı şekilde diğer yüzünün derisini de ensesine kadar soyuyordu. Bu da, yüz derileri iyileşip eskisi gibi sıhhate kavuşuncaya kadar bekliyor, sonra tekrar önce yaptıklarını yapmaya başlıyordu. Ben burada da:
- Sübhanallah, nedir bu? dedim. Cevap vermeyip:
- Yürü ! Yürü !
dediler. Beraberce yürüdük. Fırın gibi bir yere geldik. İçinden birtakım gürültüler, sesler geliyordu. Gördük ki, içinde bir kısım çıplak kadınlar ve erkekler var. Aşağı taraflarından bir alev yükselip onları yalıyordu. Bu alev onlara ulaşınca çığlık koparıyorlardı. Ben yine dayanamayıp:
- Bunlar kimdir?
diye sordum. Bana cevap vermeyip:
- Yürü ! Yürü !
dediler. Beraberce yürüdük. Kan gibi kırmızı bir nehir kenarına geldik. Nehirde yüzen bir adam vardı. Nehir kenarında da yanında bir çok taş bulunan bir adam duruyordu. Adam bir müddet yüzüp kıyıya doğru yanaşınca yanında taşlar bulunan kıyıdaki adam geliyor, öbürü ağzını açıyor bu da ona bir taş atıp kovalıyordu. Adam bir müddet yüzdükten sonra geri dönüp adama doğru yine yaklaşıyordu. Her dönüşünde ağzını açıyor, kıyıdaki de ona bir taş atıyordu. Ben yine dayanamayıp:
- Bu nedir?
diye sordum. Cevap vermeyip yine:
- Yürü ! Yürü !
dediler. Beraberce yürüdük. Çok çirkin görünüşlü bir adamın yanına geldik. Böylesi çirkin kimseyi görmemişsindir. Bunun yanında bir ateş vardı. Adam ateşi tutuşturup etrafında dönüyordu. Ben yine:
- Bu nedir?
diye sordum. Cevap vermeyip:
- Yürü ! Yürü !
????: Büyükçöplük Sanal Dünya http://www.buyukcopluk.com/showthread.php?t=26873
dediler. Beraberce yürüdük. İri iri ağaçları olan bir bahçeye geldik. İçerisinde her çeşit bahar çiçekleri vardı. Bu bahçenin içinde çok uzun boylu bir adam vardı. Semaya yükselen başını neredeyse göremiyordum. Etrafında çok sayıda çocuklar vardı. Ben yine:
- Bunlar kimdir?
dedim. Cevap vermeyip:
- Yürü ! Yürü !
dediler. Beraberce yürüdük. Ulu bir ağacın yanına geldik. Ne bundan daha büyük, ne de daha güzel bir ağàç hiç görmedim. Arkadaşlarım:
- Ağaca çık !
dediler. Beraberce çıkmaya başladık. Altun ve gümüş tuğlalarla yapılmış bir şehre doğru yükselmeye başladık. Derken şehrin kapısına geldik. Kapıyı çalıp açmalarını istedik. Açtılar ve beraberce girdik. Bizi bir kısım insanlar karşıladı. Bunlar yaratılışça bir yarısı çok güzel, diğer yarısı da çok çirkin kimselerdir. Sanki böylesine güzellik, böylesine çirkinlik görmemişsindir. Arkadaşlarım onlara:
- Gidin şu nehire banın!
dediler. Meğerse orada açıkta bir nehir varmış. Suyu sanki sâfi süttü, bembeyaz. . . Gidip içine banıp çıktılar. Çirkinlikleri tamamen gitmiş olark geri geldiler. İki tarafları da en güzel şekli almıştı.
Beni dolaştıran arkadaşlarım açıkladılar:
- Bu gördüğün, Adn cennetidir. Şu da metin makamındır. Gözümü çevirip baktım. Bu bir saraydı, tıpkı beyaz bir bulut gibi.
- Beni gezdirin, içine bir gireyim! dedim.
- Şimdilik hayır! Amma mutlaka gireceksin, dediler. Ben:
- Geceden beri acaip şeyler gördüm, neydi bunlar? diye sordum.
- Sana anlatacağız, dediler ve anlattılar:
- Taşla başı yarılan, o ilk gördüğün adam, Kur’ân’ı atıp reddeden, farz namazlarda uyuyup kılmayan kimsedir. Ensesine kadar yüzünün derileri, burnu, gözü soyulan adam, evinden çıkıp yalanlar uydurup, etrafa yalan saran kimsedir. Fırın gibi bir binanın içinde gördüğün kadınlı erkekli çıplak kimseler, zina yapan erkek ve kadınlardır. Kan nehrinde yüzüp ağzına taş atılan adam faiz yiyen adamdır. Ateşin yanında durup onu yakan ve etrafında dönen pis manzaralı adam, cehennemin, ateşin bekçisidir. Bahçede gördüğün uzun boylu adam İbrahim (aleyhissalâtu vesselâm)’di. Onun etrafındaki çocuklar ise, fıtrat üzere (bûluğa ermeden) ölen çocuklardır. ”
Cemaatten biri hemen atılarak:
“- Ey Allah’ın Resülü! Müşrik çocukları da mı`?” diye sordu.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
” Evet, dedi, müşrik çocukları da.” ve anlatmaya devam etti:
” Yarısı güzel yarısı çirkin yaratılışlı olan adamlara gelince, bunlar iyi amellerle kötü amelleri birbirine karıştırıp her ikisini de yapan kimselerdir. Allah onları affetmiştir.”
Buharî, Tà’bir 48, Ezân (Sıfatu’s-Sal t) 156, Teheccüt 12, Cenâiz 93, Büyü 2. Cihâd 4, Bedül-Halk 6, Enbiya 8, Tefsir, Ber et 15, Edeb 69; Müslim 23, (2275); Tirmizî, Rü’ya 10, (2295).

Cübbeli Ahmet Hoca Kiyamet Alametleri Cehalet Sohbeti Dinle


“Hayır işleyiniz ki kurtuluşa eresiniz.”
* Hac sûresi (22), 77
“Şüphesiz ki, haksız olarak Allah’ın malını kullanan kimseler, kıyamet gününde cehennemi hak ederler.”
* Buhârî, Hums 7
“Mü’minler arasında hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve âhirette can yakıcı azab vardır.”
* Nûr sûresi (24), 19

Yahudi veya Hristiyan Kadınlarlar Evlenilir Mi Sohbeti Dinle


“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”
* Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66
“Kim bir iyiliğe aracılık yaparsa, iyiliğin sevabından ona pay vardır.”
* Nisâ sûresi (4), 85
Ebû Mûsâ el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Mü’minin mü’mine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.”
Hz. Peygamber bunu açıklamak için, iki elinin parmaklarını birbiri arasına geçirerek kenetledi.
* Buhârî, Müslim, Tirmizî,

mustafa islamoğlundan iftiralara cevaplar

mustafa islamoğlu,mustafa islamoğlu cuma hutbesi,iftiralara cevaplar,mustafa islamoğlu hakkındaki iddialar,ergenekoncular,islam düşmanları,islam düşmanlarına alet olan müslümanlar,iftiracılar,fitneciler,müslümanları birbirine düşürenler,islamı bölmek isteyenler

Link: Mustafa İslamoğlu İftiraya Cevap Veriyor

DAHA FAZLASI İÇİN
http://www.islamigundem.com/slamolu-ftiraya-cevap-verdi-haber-1197.html

çantacı necmi harika izle

çantacı necmi abi arabesk muhabbeti,çantacı necmi sohbet izle,yaktın yıktın kül ettin öldürdün beni,arabesk sohbetleri,çantacı necmi nüktedan sohbetler,hoş sohbet izle,çantacı necmi izle,sohbetler dinle,islami sohbetler izle,güzel muhabbetler,faydalı sohbet izle,çantacı necmi videoları

video - izlesene çantacı necmi abi arabesk müzik | izlesene.com

Sedat Uçan Yüceler Yücesi İlahisi Dinle


Sedat Uçan Yüceler Yücesi İlahisi ,süper bir ses,süper müzik orjinal klip

Mustafa İslamoğlu Şiirleri Dinle


“Mü’minler arasında hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve âhirette can yakıcı azab vardır.”
* Nûr sûresi (24), 19
“Haram kan dökmediği müddetçe mü’min, Allah’ın rahmetini ummaya devam eder.”
* Buhârî, Diyât 1
“Kim bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onu yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.”
* Mâide sûresi (5), 32

Mevlid Belgeseli Seyret


Peygamberimizin doğum günü kutlamalarının İslam’daki yeri hakkında hazırlanmış bir belgesel.
“Şüphesiz ki, haksız olarak Allah’ın malını kullanan kimseler, kıyamet gününde cehennemi hak ederler.”
* Buhârî, Hums 7

8 mart dünya kadınlar günü(Ya Türkiye’de)

Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Ancak, Türkiye’de kadınlara yönelik baskı ve dayatmalar hala devam ediyor. İnançları gereği başını örten kadınlar, kamuda çeşitli baskılara maruz kalırken, binlerce başörtülünün eğitim hakkı ise yıllardır engelleniyor…

ASLAN DEĞİRMENCİ’nin haberi

Bütün dünya, Kadınlar Günü’nü kutlamaya hazırlanırken, Mazlum-Der ve Özgür-Der tarafından hazırlanan ‘hak ihlalleri raporları’ Türkiye’de Müslüman kadınlara yönelik baskıların hız kesmeden devam ettiğini gözler önüne seriyor.

Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Ama inançları gereği yaşadıkları için toplumdan dışlanan kadınların sorunları halen devam ediyor. Mazlumder ve Özgürder tarafından hazırlanan ‘hak ihlalleri rapor’ları da 28 Şubat’ın halen sürdüğünü ve Müslüman kadınlara yönelik baskıların hız kaybetmeden devam ettiğini ortaya koydu. İşte iki rapor ile Müslüman kadına reva görülen çağdışı uygulamalar: 

* CHP‘li İzmir Büyükşehir Belediyesi, sırf başörtülü fotoğraf verdi diye, paso almak için başvuran Gülgün Burşuk adlı öğrenciyi geri çevirdi.

* Erzurum 9. Kolordu Komutanlığı bünyesindeki İnşaat Emlak Şubesi’nde sivil memur olarak çalışan ve vefat eden Orhan Çiftçi’nin taziyesine gelen yakınları, askeri lojmandaki taziyeye başörtülü oldukları için giremediler. 

* Açıköğretim Fakültesi sınavına başörtüsüyle girmesine izin verilen Hatice Demir, sonuçları beklerken üniversiteden gelen belgede, ‘Kılık kıyafet kurallarına uymadığınız için ‘0′ aldınız’ deniyordu. 

* Fatih 1. İcra Ceza Mahkemesi’nde Naciye Sönmez’in çarşaflı olduğunu gören kadın hakim, “Sizin inandığınız kanunlar burada geçmez” diye bağırarak Sönmez’i mahkemeden kovdu. 

* “Kariyer Günleri ‘09″ etkinliği kapsamında verilen bir konferansa katılmak isteyen mühendis Esin A. başörtülü olduğu gerekçesiyle salondan çıkarıldı. 

* KTÜ Rektörü İbrahim Özen, üniversite lojmanlarındaki başörtülü bayanların peşine özel güvenlikçi taktı. 

* Çanakkale gezisine katılan Fethiye İHL öğrencisi Büşra Pirci, yolculuğun 15. dakikasında başörtülü olarak ziyaret ve konaklama yerlerine giremeyeceği belirtilerek, otobüsten indirildi.

* Eskişehir’de yaşlı bir kadın, başörtülü olduğu için aile hekimi tarafından muayene edilmedi.

* Adana Kiremithane Anadolu Meslek Lisesi’nde yapılan açık lise sınavlarında başörtülü oldukları için sınavdan çıkarılıp daha sonra tekrar alınan öğrenciler hakkında “Sınava geç geldiniz” denilerek tutanak tutuldu.

* Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) lojmanlarında kalan öğretim üyelerinin eşlerinin, başörtülü oldukları gerekçesiyle bazı baskı ve zorlamalara maruz kaldıkları ortaya çıktı.

* Bilgisayar Teknolojileri Sertifikası kursuna kayıt yaptıran üniversite mezunu başörtülü Esma Hacer Evkaya, ilk dersine girmek için gittiği kapıdan “başörtülüsün” denilerek geri çevrildi.

* Denizli Atatürk Endüstri Meslek Lisesi’nde Açık İlköğretim sınavına girmek isteyen yaklaşık 30 kadın, başörtülü oldukları gerekçesiyle sınava alınmadı.

* Gaziantep Şahinbey’de Hukuk Bürosu’nda asistan olarak çalışan Hülya Korkmaz, bir müvekkillerine ait belgeyi Şahinbey Askerlik Şubesi’ne götürdüğünde askerlik şubesi önünde nöbet tutan askerler, Korkmaz’dan başörtüsünü tavşan kulağı yaparak kulakları, boynu ve saçlarının ön kısmı gözükecek şekilde bağlamasını istedi ve aksi takdirde içeri alınmayacağı söyledi.

* Özel bir şirketin ilköğretim öğrencileri için düzenlediği yönlendirme sınavında başörtüsü yasağı yaşandı. Küçük öğrencilerini sınava getiren başörtülü anneler, “Başınızı açmadan kampusa giremezsiniz” dayatmasıyla üniversite kapısından geri dönmek zorunda kaldılar.

* Örtülü olduğu için defalarca disipline verilen, hakkında hazırlanan tutanaklara zorla imza attırılmaya çalışılan Diyarbakır Hamravat İlköğretim Okulu öğrencisi Ece Nur Özer’in defalarca ikna odasına alındığı ortaya çıktı.

web siteleri